Seine
Nehri kenarında romantizmin doruklarında bir
gezi yapmadan, Notre Dame Katedrali, Louvre
Müzesi, Eiffel Kulesi ve Champs- Elysées'i
görmeden bu dünyadan gitmeyin.
İşte Paris....
Burası dünyanın en hızlı büyüyen, en aktif şehirlerinden biri.
Kaldırımlarından binalarına her şeyiyle Fransız ruhunu içinde barındırıyor.
TARİH
Paris ilk defa milattan önce üçüncü
yüzyılın sonunda kurulmuştur.İnsanlar ona 'Parisii'
adını vermişlerdi. Önceleri İngiliz egemenliği
altında kaldı; ancak milattan önce 52. yüzyılda
Julius Caesar'ın ordularının bölgeyi ele geçirmesiyle
birlikte bölgede İngiliz egemenliği sona erdi ve Paris bir Roma şehri haline
geldi.
Daha sonra ( M.S 508 yılında ) bölgeyi ele geçiren Frank Kralı I. Clovis şehrin
adını 'Paris' olarak değiştirdi.
Musée
du Louvre ( Louvre Müzesi ) : Bu
devasa bina 1200'lerde inşa edildi. İlk restorasyonunu
16. yüzyılın ortalarında gördü ve Kraliyet
Binası olarak hizmet vermeye hazır hale geldi.
Daha sonra 1793 yılında müzeye dönüştürüldü.
1980'lerde Mitterand'ın 'Büyük Projeler' kapsamındaki çalışmaları sırasında
müzeye 21 m yüksekliğinde bir cam piramit eklenmiştir. Başlangıçta hata olarak
görülen bu ekleme daha sonra birçok ödül almıştır. Her gün binlerce insan ziyaret
etmektedir. Müzede tablolar, heykeller, antikalarla birlikte Mona
Lisa ,Venus
de Milo ve Winged
Victory gibi ünlü eserler de görülebilir.
Centre
Georges Pompidou : Centre
Georges modern sanatın örneklerine ev sahipliği
yapar. Burası Paris'in en fazla ilgi çeken ve
de ziyaret edilen yerlerindedir. Bir kütüphane
olarak da iş görmektedir. Burada 2000'in üzerinde
periyodik yayına ulaşabilirsiniz. Buna İngilizce
gazeteler ve dünyanın çeşitli yerlerinde çıkan
magazinler de dahildir. Eğer binadan sıkılırsanız
çevresindeki dükkanlar ilginizi çekebilir.
Notre
Dame : Victor Hugo'nun
ünlü eseri Notre Dame'ın Kamburu 'ndan hatırladığımız
bu Katedral gotik mimari özellikleri taşımaktadır.
1163 yılında inşa edilmeye başlanmış ve 1345
yılında bitirilmiştir. Notre Dame Katedrali 6000'in
üzerinde kişiyi barındırabilecek niteliktedir.
Birbirinden farklı şekilde dizayn edilmiş üç
kapıya sahiptir ve bu kapılardaki mimari güzellik
de ziyaretçilerin dikkatini üzerine çekmektedir.
Katedralin içinde çok büyük bir kilise orgu vardır.
Katedral kasvetli havasıyla olsa da görülmeye
değer.
Kulelerinden Paris'i izlemek de ayrı bir zevktir.
Sainte Chapelle : Sainte Chapelle
adını kendini dizayn eden mimardan almıştır.
1242 yılında inşa edilmeye başlanmış ve de 1247
yılında bitirilmiştir. Buranın yapılmasını Kral
9. Louis istemiştir. Geçen zaman içinde restore
edilmesine rağmen hala eski çekiciliğini korumaktadır.
Güvenliği de dikkate şayandır. Tıpkı bir havalimanı
gibi sıkı korunmaktadır. Giriş ücretlidir. Eminiz
gezdikten sonra verdiğiniz ücrete değdiğini göreceksiniz.
Musée
d'Orsay : Müze 1900
yılında inşa edilmiş, şu andaki haline ise 1986
yılında kavuşmuştur. 1848 - 1914 yılları arasında
yaşayan impressyonist ve postimpresyonist sanatçıların
eserlerine ev sahipliği eder. Müzede tabloların
yanısıra heykelleri de bulabilirsiniz ki
bu müzede Auguste Rodin ve Camille Claudel
gibi ünlü heykeltraşların eserleri de sergilenir.
Ayrıca bahçesindeki heykeller de görülmeye değerdir.
Eiffel Kulesi : Paris'e gelip de Eiffel Kulesi'ni görmeden
gitmek tabii ki olmaz. Kule adını tasarımcısı Gustave Eiffel'den almıştır.
Fransız İhtilali'nin bir sembolü olmuştur. Yüksekliği 320 m ( 1050 fit )
olan kule 1930'a kadar (Chrysler binası inşa edilinceye dek ) dünyanın en
yüksek binası niteliğindeydi.
Kulenin en tepesine çıkıp manazarayı izleyebilir ya da bir cafeye oturup kahvenizi
yudumlayabilirsiniz.
Cimetiére du Pére Lachaise :
Burası dünyanın en çok ziyaret edilen mezarlığıdır!!
Moliére , Apollinaire , Oscar Wilde , Balzac
, Marcel Proust ve Gertrude Stein gibi yazarların
; David , Delacroix , Pissarro , Seurat ve Modigliani
gibi artistlerin ; Sarah Bernhardt , Simone Signoret
ve Yves Montand gibi aktörlerin , şarkıcı Edith
Piaf'ın ve dansçı Isadora Duncan'ın mezarları
buradadır. Ancak en çok ziyaret edilen mezar
'The Doors' gurubunun 1971 yılında ölen solisti
Jim Morrison'ın mezarıdır.
Place des Vosges : Burası Kral
4.Henri'nin 1605 yılında yaptığı planın bir parçası
olarak inşa edilmiştir. Kral bölgeyi Paris'in
en güzel yerlerinden biri yapmak için işe girişmiş
ve 36 tane birbirinin aynısı ve birbirine bitişik
ev inşa ettirmiştir. Evlerdeki mimari ilgi çekicidir
: geniş pencereleri , dik çatıları , ilginç kaplamalı
duvarları...Bu evlerden altı numaralı olanında
1832 - 1848 yılları arasında Victor Hugo yaşamıştır.
Burası şu anda müzeye dönüştürülmüştür. Şu anda
bu çevrede pahalı galeriler , dükkanlar , kafeler
ve kahvelerini yudumlayan insanlarla dolmuştur.
Catacombes : 1785 yılında
Paris'te artan mezarlıklar nedeniyle şehirde
hijyen problemi doğmuştu. Bu problemi çözmek
için ölülerin cesetlerinin özel inşa edilmiş
yapılarda , tüneller içinde tutulması planlanmıştı.
Böylece şehir tekrar eski temizliğine ve sağlığına
kavuşacaktı. Bu amaçla inşa edilen yerlerden
biri de Catacombes'tir. Catacombes yerin 20 m
( 65 fit ) altına inşa edilmiştir. Buradaki tünellerde
yürürken duvarlarda kemiklere rastlayabilirsiniz.
Ayrıca bu tüneller İkinci Dünya Savaşı sırasında
da askeri amaçlı olarak kullanılmıştır.
ILE de FRANCE : Burası 12.
yüzyılda Fransız krallığının doğduğu yerdir.
Bölgeye turistler tarafından adeta akın edilmektedir.
Bölgede büyük bir eğlence merkezi olan Euro Disney
bulunur. Bölgede ayrıca birçok tarihi mekan da
bulunmaktadır. Buradaki 'Chateau de Versailles'
Fransa'nın en ünlü ve en muhteşem yeridir. Buradaki
eşsiz binaları ve muhteşem şatoyu görünce küçük
dilinizi yutacağınızdan emin olabilirsiniz. Bu
yapılar 1600'lerin ortalarında 14.
Louis tarafından inşa edilmiştir. Ayrıca
'Hall of Mirrors'ı da görmeden geçmeyin. Buradaki
muhteşem hazinelerin hepsi kraliyet ailesine
aittir. Bu hazinelerden emin olun gözleriniz
kamaşacak.
Canal
Saint Martin : Bu kanal
Right Bank'ın kuzeydoğu bölgeleri arasında akar.
Yaklaşık 5 km ( 3 mil ) uzunluğundadır. Romantik
geziler için çok idealdir ve kanalın iki
yakasını birbirine bağlayan köprüler kesinlikle
görülmeye değer.
Egouts de Paris : Burayı
ziyaret etmek isterseniz yerin altına inmeniz
gerekecek. Çünkü burası yerin tamı tamına 480
m altına inşa edilmiş bir müzedir. Eğer ben
yerin altına iner ve bu farklı kanalizasyon
müzeyi gezerim diyorsanız, işte fırsat. |